middle of nowhere

middle of nowhere

yol notlarımdan…Sharjahta aktarmalı uçağımı beklerken aklımda olanlar, ben , dünya ve yollar…

listening to : ENJOY THE RIDE…

2 december 2009′ sharjah international airport‘ the 38.national day of united arab emirates thats why the banks and jobs are off outside but we have to wait and wait till the night flight to go home

everry minute i heard in the airport that boring sound of flight schedules…pakistani airlines’ the planes going to tahran’ turbat’ muscat’ bahrain and and and…

air arabia has a lot of flights to asia or middle of nowhere in the world into the strange lifes of that incredible humans…

different cultures and colours of the world’ that i can learn to how important knowledge is’ knowledge about life or being of human’ naturally…

all around india and asia that crowded nations have a lot of difference’ from hwo ? thats the chaos or thats it the unbearable lighthning of our lifes :)


in india we see a lots of lifes and many differend kinds of life

i learned them a lots of things’ i want to remember all of them and look again into my simple life’ our egos that makes us blind or obsessions that makes us uncool…

here all nationalities are different differend kinds of clothes and colours…

sikhs are wearing turbans’ afghans are wearing strange dresses’ arabs wearing whife for man and black for womens and they are really beautiful details inside’ not everybody…

GAINED TO THE WORLD…i lost my soul’ maybe its cos im getting old’ all the people that i know’ of gaind the world they lost their soul…

asia is big

this morning when we arrived her from Goa’ from the fullmoon to the sun of desert’ again 1.5 hour back to the west’ there was a plane to kathmandu’ nepal…i wish one day will be there on that plane;;;

this people that all around me’ i will never see again’ i think.

but in india when we turn back again there’ that my friends and family never been here’ we hv a lots of friends and something similar of course

i love that knowledge

Babadağdan Kelebekler Vadisine Yamaç paraşütü ile düşmek

Babadağdan Kelebekler Vadisine Yamaç paraşütü ile düşmek

ben ve hocam Ali

Dün sualtında balıkları izlerken geldi aklıma, güzelmi güzel bi blogum var, dalıyorum, yüzüyorum, uçuyorum bazen de…neden hiç yazmamışım, vakit bulamadım demek ki…Bu aralar vaktim bol, yazasım geldi

paraşütten vadinin görünüşü

Bundan birkaç sene evvelinde Kelebekler Vadisinde yaşarken, güzel bir sezonsonu çok heveslendik yamaç paraşütüne. Tüm sezon yerli-yabancı pekçok turist vadiye inmişti paraşütle , hatta 1-2 kaza da yaşanmış, paraşütçü dağda kalmış askeri helikopter bile gelmişti kurtarmaya. Hava sağlamsa vadinin yamaçları çok diktir, eğer biraz amatörseniz kaza kaçınılmaz sanırım ki, bu yüzden herkes vadiye değil Ölüdenize inmeyi tercih eder.

Yukarıdan dünyayı görmeyi çok istiyordum ama uçakla değil…Yamaç paraşütü bambaşka bir deneyim, bir kere havada oturuyorsunuz, tek korumanız bir kask, çok komik, sessiz sedasız süzülüyorsunuz havada yawaşça, üstelik korkudan ölseniz bile inmek için zman lazım, durdurun inicem diyemezsiniz

Bense oldum olsaı adrenaline meraklıyım, korkarım bi an ama sonra hayır diyemem asla.

ben ölüdenizin üstündeyken…

güzel bir gündü paraşüt için, Sefa Chi ile Lykya Worlde gittik ilk önce zodyakla, sezonsonu ya işler de hafif, Orada bir arkadaş var adrenalin sporları ile ilgilenen, o aldırdı bizi ve doğru bir minibüs ile yukarı babadağa çıkmaya başladık, yol dik ve uzun, tırmandıkça heyecanım artmaya başladı, yanımıza pantolon almıştık ki yukarılar serin olabilir diye, mantıklıymış :)

Tepede hazırlanırken

Tepeye vardık, kocaman tüm heybeti ile Babadağdayız, yükseklik : 1700 mt civarı, oldukça yüksek, insanoğlu olarak çaresiziz. Birer hoca aldı bizi, sıra ile dağdan koşarak atlanıyor paraşüt tepemizde, inanın bir dağın yamacından koşarak kendini boşluğa bırakmak feci fantastik ve gerçekdışı gibi ilk seferde, başardık, havadayız ve ben sanırım bi 15 sn. nefesim kesilerek sessiz kalmışım :) ))

son hazırlıklar

yola çıkıyoruuuuuz…

Sefa Chi

Bakıyorum Sefaya çok mesut, bense azbiraz korktum ama inanılmaz da keyif alıyorum hep böyle olur bende, bir korkar bir mutlu olurum, adrenalin böyle işliyo bende. içim kıpır kıpır sevinçten

elimizde fotoğraf makineleri, bolbol tadına varıyoruz sessiz manzaranın. Sefalar bolbol atraksiyonel hareketlerde bulunsalar da ben istemiyorum döne döne pike yapmayı, yemiyor açıkçası, daha light laylaylom kafasındayım ben :)

BABADAĞ :

Tepe Adı : Babadağ
Yükseklik: 1965 Metre -1700 Metre
Fethiye’ye Uzaklık : 20 Km

Konum: Muğla ilinin Fethiye ilçe sınırlarında yeralan Babadağ deniz kıyısından 7 km içeridedir. Ölüdeniz kumsalının hemen arkasında yükselir ve tam güneye bakar. Kalkış pistine Ölüdeniz’den 45 dakikalık stabilize ancak düzgün sayılabilecek yolla ulaşılır.

Uçuş Mevsimi: Nisan – Ekim arası güvenli uçuşlar yapılmaktadır.

Bölge Özellikleri: Türkiye’de yamaç paraşütünün ilk yapıldığı yer olan Ölüdeniz dünyaca ün yapmıştır. Eşsiz doğası, güneşi ve denizi her sene binlerce yerli ve yabancı turisti büyüleyen bölge her çeşit outdoor aktivitesine uygun yapıdadır. Gelişmiş bir turistik merkez olan bölgede ulaşım, konaklama, yeme içme sorunu yaşanmamaktadır. Çevrede tekne turları ayrıca ilgi çekmektedir. Babadağ yaz kış trekking ve kampçılık alanı olarak tercih edilmektedir.

En sevdiğim yer GOA…

En sevdiğim yer GOA…

O kadar çok fotoğraf birikti ki, Goa, cennet gibi, anlata anlata bitiremem

  • Neden mi GOA ?

Bir kere değişik bir iklimi var, tropik. Heryer palmiye, coconut, ananas ve muz kaynıyor, alışılagelmişin dışında birşeyler vaat eder.

Hintliler zaten allaha emanet accaip rahat ve shanti yaşamaktalar. alışveriş için mükemmel bir yer, ucuz ve şahane, hindistanın en turistik ve eğlenceli bölgesi, daha pekçok şey, saymakla bitmez, saymakla anlatılmaz, yaşanır anca.

ister partileyin delice, ister huzura erin sessizce, gündoğumu ya da batımı herbişeyi renkleri kokusu burnumda tütmekte açıkçası

  • Sezonu ne zamandır ?

Buranın sezonu biter, oranınki başlar, bu sebeptendir hayalimdir yazın güneyde kışın goada takılmak, orada hatta işe bulaşıp bi cafe açmak. ekim kasım gibi başlar, aralıkta yeni yılda coşar, marta kadar akar…

  • Ne yer ne içerim ?

Goa hindistanın aksine mükemmel temizlikte diyebilirim kısmen, e burası turistik, hertürlü et de var, deniz mahsüllerinden her çeşit alkole ya da herneyse, herbişey var. İster sebze ister tibet restoranı ya da thai mutfağı veya rus lokantaları, munchies atıştırmalıkları israil tatlıları. İstediğiniz herbişeyi yiyebilir hatta abartıp bakkal ve marketlerden hertürlü fransız peyniri, japon sosları vs. edinebilirsiniz. Fiyatları türkiyenin 3te biri genelde ortalama olarak :)

KingFisher süpperdüper HintBirası

3 tlye pinaColadalı günbatımları…

Dubaiden freeshoptan alıp da hindistanı gezdirdiğimiz arkadaşımız Jack :) ))

Daha Daha neler yapabilirim ?

Efendiiim, Goa Çarşambaları kurulan Flea Merket yani bit pazarı ile de ünlüdür, akılalmaz ürün çeşitliliği ve fiyatları ile burada kendinizi kaybedebilirsiniz. Verilen fiyatın en az 5te 1ine de istediğiniz ürün sizin olur.

Altın kural : Pazarlık. hiç acımayın :) çin tibet nepal hint malları hepsi tastamam orada mevcut, yalnız israilli fransız ya da amerikalıların tezgahları aşırı derecede kazıktır, ruslar alır genelde, dikkat :)

Bir de en güzeli günlük birkaç tlye motor kiralaybilirsiniz

motorla Arambol senin, vagator benim, anjuna onun, geziiip durursunuz :)


Hindistanda Çocuk Olmak…her hayat bir hikaye

Hindistanda Çocuk Olmak…her hayat bir hikaye

Her gittiğim ülkede pekçok şey ilgimi çeker ama konu Uzakdoğu olunca hele de Hindistan, cidden fakirlik ve özellikle de çocuklar gözünüze batıyor. Heryerde ama heryerde minik minik çocuklar bebekler bebekli kadınlar var yardım dilenen. Hindistanın ortalarına derinliklerine köylerine girerseniz hele…duygusal bir yapınız var ise yıpranabilirsiniz yada halinşze şükredersiniz.

Nasıl şartlarda yaşadıklarına şahit oluyorsunuz. Ben oldum olası yaşadığım fanustan çıkarak dünyayı tanımak istedim ve bu emelime ulaştım kısmen de olsa.

o insanların tek göz odada susuz, tuvalet olmadan yaşadıklarına tanık oldum, gene de güleryüzlülerdi…çoluk çocuk hayata bırakmışlardı kendilerini.


Udaipurda 2 kardeş…istedikleri tabiiki bir çay parası…

Pushkarlı genç bir çingene kız, sesi dillere destan, youtube’da bile videoları var, babası ve amcasıyla para için gezip şarkılar söylüyor ve halhal satıyor…dinledim, fotoğrafını çektim, çay ısmarladım ve halhal aldım :)

Pushkarın arka sokaklarında evler var sıra sıra…kanalizasyonları yok orada evlerin, çocuklar okuldan dönerken beni gördüler bir coşku…enerjileri o günkü gibi taze o “an”da…şimdi neredeler, ne yapıyorlar ? aynı sokaktalar, inekler ve kokular içinde ama mutlular…benim gibi turistlere koşup kalem silgi defter istiyorlar…bazen de çikolata ya da ciklet…çünkü onlar çocuk ve dünyaları sadece o kadar.

Udaipurda kaldığımız otelin yanıbaşındaki evcik…kadınlar kapının önünde yerde yemek hazırlar, bulaşık yokar elde…hemen ilerideki kuyudan su taşırlar çünkü bir sistem yok evlerine su getiren…

bebeler ise kapının önünde bakınıyorlar sakince, oynuyorlar ve takılıyorlar…

Udaipur’da köprünün üstünde dilenen bir kadının kızı…3 çocuklu, evi yanmış anlattığı kadarı ile ve tabiki eşi işsiz…hindistan o kadar kalabalık ki, iş güç, hele de kast sistemi dolayısıyla ten renginiz oldukça koyu ise…asla iş bulamayabilir ve ölebilirsiniz. Hayat keskin ve gerçek.

Faldapur köyünde çocuk olmak biraz daha zor göründü bana, kurak bir yer, çok az turist alıyor, su gene yok, herkeste bir kova, su kuyruğunda çeşmede…Domuzlar inekler ve maymunlar cirit atıyor her yerde. Bu kızlar ise ne tatlı gülüyorlardı :) habersiz herşeyden

Udaipurda maymun tanrı Hanuman kılığında para toplamak isteyen velet :) ))

Tanrı Shivanın doğumgünü kutlama töreninden çocuk manzaraları :)

Kapitalizm ve batı merkezli sistemin derinliklerinde bakın neler gizli. bizler güzel evlerimize bir boy büyük bir lcd ekran için çalışaduralım, bazıları sadece akşam yiyeceği bir öğünün derdinde…yarın ise, kader.

hintliler dinleri yüzünden de rahatlar, iyi bir insan olurlarsa reankarne olup, daha iyi şartlarda yaşarlar. amaç ruhu bu döngüden kurtarmak.

pushkar sokaklarında…

faldapur köyünde…

Pushkar

RAJASTHAN BÜYÜSÜ – JAIPUR – yol notlarım

RAJASTHAN BÜYÜSÜ – JAIPUR – yol notlarım

RAJASTHAN BÜYÜSÜ

25 ocak – Gülegüle Agra…merhaba yollar

Jaipur’a…

Pembe şehir Jaipur ve en merak edilen yer Rajasthan eyaleti…

Rajasthan, nam-ı diğer Rajaların diyarı, kralların mekanı, büyülü eyalet…

Sabah 6’da Sakura Hotelin önünden otobüsümüze biniyoruz, hava ılık, tatlı güneşli, otobüs temiz ve rahat, ama yol boyu şöförün bomboş trafikte bile 2 saniyede bir kornaya basması bir süre sonra çekilmez bir hal almaya başlıyor. Kulaklık takaran geçici çözümlere gidiyoruz mecburen, pamuk ya da peçeteden de kulak tıkacı yapmak olası.

Mola yerleri hoş, Rajasthan baya keyifli görünüyor. İnsanlar değişti, yolların kenarlarında rengarenk kıyafetli kadınlar görünür oldu artık. Kollarında takıları, fosforlu renkteki kıyafetleri ve güzellikleri ile göz kamaştırıyorlar. Erkekler renkli sarıklar ve beyaz kıyafeti ile oldukça değişik. Çöl diyarı burası, bu eyaletin batısı Pakistan, çöller ve sarp dağlarla kaplı. Hayat çölde çok zor olmalı, kıyafetlerinin rengi çöl koşullarından olsa gerek. Bir de aynalar var kıyafetlerinde, güneşi yansıtıp pırıl pırıl parlıyorlar.

baba chi :)

Rajasthan, Hindistanın en büyük eyaleti, büyük hint çölü Thar da bu eyalatte, pakistan sınırınca uzanmakta. Yüzölçümü  342,269 km² olan bu eyalette,

Jaipur bu eyaletin başkenti, bizim ilk durağımız. Aynı zamanda Rajasthan gerçekten Hindistan’ın en çok turist olan bölgelerinden. Delhi ve Jaipur’da bulunan uluslararası havaalanları sayesinde bu bölgeye her gün pek çok turist geliyor ve büyük turlar ile baştan başa dolaşıyorlar sezonda. Buraların sezonu kasım ila mart arasında sürmekte.

pembe şehir – jaipur

Rajasthan, topraklarında çok fazla kültürel miras ve tarihi yapı barındırmakta, ayrıca dünyaca ödüllü pek çok büyük ve lüks otele ev sahipliği yapmakta.

Bu eyaletin başlıca turist çeken yerleri de, pembe şehir Jaipur,mavi şehir Jodhpur, çöl şehri Jaisalmer, beyaz şehir Udaipur ve kutsal şehir Pushkar. Pushkar aşık olunası bir şehir aynı zamanda.

Güney Rajasthan’da iki adet kaplan görülebilecek ulusal park mevcut : Ranthambore ve Sariska. Aynı Zamanda çok Keoladeo kuş cenneti de Bharatpur yakınlarında bulunmakta.

JAIPUR

Rajasthan’ın başkenti.

2 seyahatimizde toplamda 3 kez bulunduğumuz pembe şehir…huyunu suyunu, tadını tuzunu, taşını toprağını biliriz :)

Yoldayız, 6 saatte Pembe surları görünüyor şehrin. İçinden geçiyoruz, bu şehir bir özel ama bir garip gibi geliyor bana. Çok güzel bir his var içimde buralara ait. Tanıdık ama farklı, buralar diğer Hindistan bölgelerinden ayrılıyor. Pembe binalar sıra sıra, çarşı kalabalık, alışverişin ve taş satıcılarının cenneti burası. Büyük bir şehir, tabi kalabalığı da korna sesi de bol. Bir Hollandalı ile tanışarak yola devam ediyoruz, otobüsten indiğimizde hemen bir rickshaw bizi kapıyor. Küçük yerlerde daha kolay onları atlatmak, ama burada çeteler sanki. Gandhi Nagar tren istasyonuna yakın oldukça temiz ve yeni bir otele yerleşiyoruz, Crown Hotel, ancak hem biraz merkeze uzak, hem de fiyatı tuzlu, zira aylarca geziyorsanız bir noktada hesap yapmanız gerekebilir ve beklentilerinizi alçaltıp ortama ayak uydurarak rahat bir macera yaşanabilir.

Diğer oteller ve pansiyonlar nedense dolu, bir şekilde bayram ya da resmi tatil olduğundan ve fiyatları oldukça da yüksek. Çok turist olunca fiyatlar değişiyor ister istemez.

Akşam hemen şehir turuna çıkıyoruz, alışveriş merkezleri, ışıltılı caddeler, bir bakıma İstanbul sokakları gibi, alışveriş, tüketim, hızlı hayat ve sokak çocukları. İlk kez hindistanda zenginlerin olduğu bölgelerdeyiz, her marka kıyafetin olduğu büyük alışveriş merkezinde yok yok, soluğu elektronikçilerde alıyoruz, fiyatlar makul, vergiler düşük hemen anlıyoruz. Harika. Rengarenk tafta saree giymiş kadınlar süslü püslü dolaşıyor…

Ve beklenen an Karşımızda McDonalds, çok yakınımızda…Uzun zamandır böyle sevinmemiş olabilirim, gerçek yemek gerçek et diyerek sevinç çığlıkları ile koşuyoruz…Hayallerim sadece tavuk eti olduğunu duyunca biraz yıkılsa da önemi yok ama nedense işte Hindistan’da ilk kez bu yemek sonucunda zehirleneceğiz ileriki günlerde, henüz bunu bilmeden afiyetle tanıdık fast foodlarımızı yiyiveriyoruz. Mutlu mesut yorgun ama tatlı ve de acısız yemek yiyebilmenin hazzı ile tok bir şekilde yeni evimize yollanıyoruz.

Sonradan yenen tavuktan zehirleneceğimizi bilemezdik oysa :) )) serumluk olmadık ama ben baya bi yattım 2 gün, halsiz kaldım, bu hindistanda 2. zehirlenmemdi ilk seyahatte, 4 ay boyunca. Gene iyiyiz.

Sonradan Jipurda bir guesthouse buluyoruz, EVERGREEN. Hiç de fena değil, temizce ve fiyatı uygun…Bir sonraki sene de buraya geliyoruz hatta dosdoğru. Bir de birsonraki sene geldiğimizde bulmak üzere kaldığımız odada bir anı bırakıyoruz ve ertesi sene gelir gelmez hemen onu kontrol ediyoruz…

Bingooo….hala orada duruyor. Hindistanda hiçbirşey kaybolmaz, en fazla yer değiştirir :)

Yolda birçok kişi ile tanışıyorux, turistik yerleri bir bir geziyoruz, bolbol da bisikletli gezgin görüyoruz, baya büyük efor, şaşırıyorum ve takdir ediyorum

Beni çok etkileyen bir yerlerden birisi :  Jantar Mantar

FOTOĞRAFLARLA JAIPUR

CADDELER…

HAWA MAHAL…

HİNT DÜĞÜNLERİ – PUSHKAR – KUTSAL TOPRAKLARDA

HİNT DÜĞÜNLERİ – PUSHKAR – KUTSAL TOPRAKLARDA

Uzun zamandır yazmak istediğim konu Hint Düğünleri, Hindistana gitmeden önce bu denli şatafatlı ve egzotik biryer olduğunu tabiiki bilmiyordum. Her santim toprağında keşvedilecek bambaşka bir macera ve bir dünya var adeta…


İlk yolculuğumuz Güneyden kuzeye, 2.si ise Kuzeyden güneye olmuştu. Bu iki yolculukta da Rajasthan eyaletinde haddinden fazla kez bulunmak şerefine eriştik. ben açıkçası çok etkilendim ve sevdim orayı. birkaç hafta rahatlıkla kalıp, ertesi sene türk restoranı açmaya bile kalkıştık, fakat, bir hintli ile maddi konularda anlaşmak sanırım imkansız :) ))

puskar : tepeden görünüş

Rajasthan inanılmaz fantastik bir eyalet bir kere…Dünyanın tüm renkleri, baharatları ve kokuları burada yoplanmış sizi karşılıyor. Güneyden gelenler için yemekleri acı, renkleri bol ve biraz kurak…pis demeyeceğim çünkü göreceli bu kavram da. Ama evet kokular diyarı. Güzel kokular olduğu kadar kötü kokular da peşinizde :)

Sokaklar aynen  bu şekilde pastane ve yemek yerleri ile dolu…kaynayan süt kokusu yapılan tatlıların pişmesi…tatlarına bakmak istemedik bu kokulardan sonra :) ))

Udaipur-Jaipur-Pushkar vs gezerken bizi en çok büyüleyen yer tabii ki Puskar oldu.

ailece gezginler :)

Pushkar 2 adet tepenin üzerine konuşlanmış Gayatri ve Savitri tapınakları ile, aşağıda kutsal göle bakıyor, şehir bu kutsal gölün etrafında toplanmış, pekçok tapınak barındırıyor. Hindistandaki hinduların bazıları için en kutsal hac mekanı. Bu yüzdendir ki sezonda , yani ekim ile şubat arası, pek kalabalık…

Ayrıca Pushkar bu sezonda Deve Panayırı – Camel Fair ve geleneksel günlerce süren büyük coşkularla kutlanan düğün seramonileri ile de meşhur.

Buraya gidip de gece büyük bir gümbürtü ile uyanmanız olası, zira düğün konvoyları damat at üzerinde olmak üzere, yürüyerek sabah-akşam sokaklarda geçmekte…

Sokaklarda kız isteniyor, kapnının önünde bekleniyor, kız isterse günlerce naz yapabiliyor ve bu esnada herkes dans ediyor müzikler ile…

kadınlar en süslü ve renkli saree lerini giyer, takılarını takarlar. bu sebepten kendi gelinliğim için gereken en güzel kumaşı buradan bir dükkandan aldık…

gelin ise kırmızı giyerek bu şekilde dolaşıyor…

Love Inside…

Love Inside…

Hiç kaleme almadım, anlatmaya kelimeler kifayetsiz, bazen inişli çıkışlı ama en çok da mutlu birşeydi benim için  hamilelik.

Bu macerada yanımda olan aşkıma daha da çok aşık oldum…Yolun sonu yeni bir hayatın macerası aslında. doğa ananın vaadettiği yasak meyvenin ardından…

9 koca ay geçmeli, bunların birkaç tanesi dolunay, bazıları kara ay.

Küçük Chi, vegadan Dünyaya inme aşamasında…

Dünya, dengede. Herşey olması gereken yerde. Sen benle, bende. Ben senle, sende. Aynı bedende, 2 kalp, 2 aşk, 2 ruh oldum.

 

LASSI :)

LASSI :)

http://www.youtube.com/watch?v=yEhXjnoGriI

Hindistanda Lassiler çok meşhur, Lassi tatlı ayran, içinde yöresel olarak farklı farklı şeyler olabiliyor…

Papayalı, ananaslı, muzlu ballı, güllü, safranlı, yemişli, pekçok çeşidi mevcut.

Bir de Pushkara has Rajasthan eyaletinde Bhang’lı olanları var…yeşil yeşil

Video da anlatmak istediklerime tercüman…:)))Yerel düğün ve kutlamalarda yapılır, içilir çoluk çocuk…

fazla içerseniz kendinizi kaybedebilirsiniz, söylemedi demeyin :)

çok eğlenceli bir içecektir :) ))

Pushkarda Lassi :) ))

Hindistanda Yemekler vol.1

Hindistanda Yemekler vol.1

GÜNEYDE ve KUZEYDE YEMEKLERDEN SEÇMELER

Açıkçası Hindistanın her yerinde yemekler güzel ama ne aradığınıza bağlı olarak değişir. Bazı yerler evet pis, ama lezzetli seçenekler bolca mevcut. Bazen çok acı, bazen çok çeşitli, bazen lezzetsiz, maceralar silsilesi Hindistan’da yemek macerası.İşte sokaklardaki pastane ve yiyecek yerlerinin genel durumu…Udaipur.

Kochin, malum hindistandaki ilk durağımız, tropik ve değişik…

Yerel lokantalarda oldukça lezzetli yerel yemekler yemek mümkün.Kochinde kanal gezisi sırasında köylülerin yaptığı muz yaprağında lezzetli yemekleri tattık.



1. DOSA :

bir çeşit krep, çok ince ve genişçe, kıtır kıtır. İçinde isteğe göre patatesli ve masalalı (acı baharatlarla) sos bulunuyor. Yanında küçük kaplarda sosları ile servis ediliyor. Bu sade olarak en iyi kahvaltı çeşidi olabilir. Bunun yanı sıra samosa denen  kızarmış üçgen şekilli acı börekler de sokaklarda mevcut. Farklı yerlerde mango sosu ile ezilen samosalar yapraktan yapılan tabakların içinde de servis edilebiliyor. Otobüs yolculuklarının vazgeçilmezi oldu benim için bu börekler, acı olmasına rağmen insan aç iken her şey tatlı geliyor.

 

Masala Dosa

2. PAN :

Bu kadar acının üstüne de en iyi giden yerel el yapımı  Pan, içinde çeşitli baharat ve tatlı soslardan bulunan bir çeşit çiğ yaprak dolması. Sokaklarda pek çok yerde rastlamak mümkün. Bunun içinde tütünlü olanından da var. Yalnız pan, tek lokma şeklinde çiğneniyor ve kesinlikle yutulmuyor, bu yüzden sokaklarda kırmızı lekeler görünebiliyor yerlerde. Bunun bir diğer sebebi de şeker şeklinde küçük paketlerde de satılıyor olması. 7den 70e her yerde bu paketlerden alıp yiyen kırmızı ağızlı insanlara rastlamak mümkün. Zararlı maddeler içerdiğinden fazla tüketilmesi oldukça sakıncalı olabiliyormuş.

 

Sokakta Pan yapan bir Hintli

 


     

3. SAMOSA :

Bir çeşit sebzeli hint börekleri. Lokantalarda, sokakta seyyar arabalarda veya paketli halde marketlerde bulunabilen, lezzetli acı bir atıştırmalık.bunları otobüs yolculuğunda sokaktan aldık


çok acılardı hala aklımda, ama güzeldi, yedim

 

 

4. BÜRYAN PİLAVI

Hindistan cevizli ve limonlu büryani pilavı ve sade büryani pilavı. Bu pilav içi sebze ve baharatlarla dolu oldukça aromatik bir yiyecek, çok da doyurucu.

 

 

5. VADA PAV :

Mangalore’da tadılabilecek bir diğer güzellik de” vada pav” denen patates burgerleri. İçi patates köftesi ve tabiî ki baharat karışımından oluşan, 2 renkli soslu, doyurucu bir sokak yemeği, yanında taze meyve suyu söylemeyi unutmamak lazım, üstüne de tatlı pan akşam menümüz oluverdi.Bu menüyü Anthony Bourdain’in belgesel programlarında izlemiştim.

 

Mangalore gece hayatı çok aktif. Haftasonları birçok genç süslenip bar ve cafelere akın ediyor, yüksek volümlü müzik ile eğleniyorlar.burada da sıklıkla elektrik kesintisi yaşanmakta. Kalabalığa enerji yetmediği aşikar. Birçok yerde sokaklarda jenaratörler mevcut, gürültüleri bir yana yaydıkları gazlar ve ısı sebebi ile dünyanın geleceği ve kalabalık nüfus hakkında düşüncelere sürüklüyor insanı.

 Mangalore Pabba’s Dondurmacı…çok lezzetliydi, biz de çok mutluyduk :) ))

Menülerde oldukça bol seçenek var…sebze yemekleri çoğu yerde ağırlıkta, turistik bölgelerde İngilizce menü mevcut ama iç kesimlerde ve kasaba gibi yerlerde Sanskritçe menülere hazırlıklı olmak lazım.

Fiyatlar oldukça makul. Peynirli ıspanak, patatesli karnabahar, tandırda sebze, pilav ve noodle hemen her yerde bulunabilen temel yiyeceklerden.

 

Sadece hintçe menülerle de karşılaşılabiliniyor, bu durumda yapılacak en iyi şey belki de noodle söylemek. Her yerde neredeyse aynı kıvamda gelebilir. Acıya dikkat.