>HİNDİSTANIM – KERALA – HİNDİSTANCEVİZİNİN ÜLKESİNDE…

>20.11.08 – 28.11.08

20 Kasım’da düştük yollara, İlk gün uçaktan iner inmez  Hindistan’da hava kasım ayına göre oldukça nemli ve sıcak Kochin’de. İstanbul’dan yağmurlu bir gece ayrıldık, uçağımız Arap Emirliklerinde Sharjah’ta 6 saatlik beklemeden sonra aktarma ile Hindistan’ın  güneybatı eyaleti olan Kerala’da Kochin’e indi. Havaalanında ilk göze çarpan, bilgisayarların ve güvenlik sistemlerinin oldukça eski oluşu oldu, bir de sürekli gelip giden elektrik. X ray cihazı oldukça eski olduğundan sanırım hiç kimse aramadan girebiliyor ülkenin bu havaalanından. Bu rahatlıkları unuttuk son zamanlarda. Hele de büyük şehirlerde yaşamak zorunda olanlar, terör ve hırsızlık paranoyalarından ötürü pek bir güvensiz oldu son yıllarda iyice. Teknoloji bizi nimetlerinden faydalanmamız yerine paranoya ve yalnızlığa mı sürüklemeye başladı acaba?
Hindistan’da ilk gördüğüm eyalet Kerala, 31 milyon nüfusu ve %90’ın üzerindeki okuma yazma oranı ile yaşama standardı olarak en yüksek bölgedir ve sosyalizmle yönetilen birkaç Hint eyaletinden birisidir.
Havaalanı çıkışı rengarenk kıyafetli kadınlar, kalabalık ve bol korna sesli trafik bize katıldı, bu tüm yolculuk boyunca bize eşlik  edecek tipik Hindistan sesi ve görüntüsüydü. Havaalanından anlaşmalı bir taksi alıp, daldık gürültülü kalabalığa gece karanlığında. Bilinmeyen bir yere gece varmak gibisi yok, her şey, her yer yabancı, bir an için korkutucu bile olabiliyor. Her yerde tabelalar, insanlara vaad edilen yeni ve çok katlı sitelerin, yeni yerleşim şekillerinin ve zenginliğin reklamları bunlar. Süslü ve renkli giyimli çok güzel hint kadınları reklamlarda gülümsüyor, yeni konutlarda modern yaşamdan bahsediyorlar.
Taksici pek vurdumduymaz, trafikte bir sağa bir sola, benim arabayla giremeyeceğimizi düşündüğüm küçük aralıklardan taşarcasına deliler gibi kornaya basarak ilerliyor. Biz arkada yol yorgunu, şaşkın ve biraz da neşeli bir halde savrula savrula seyrediyoruz etrafı.
En yakında konaklayacağımız yer Ernakulam.
—————————————————–
20.11.08 ERNAKULAM
 Ernakulam – Basoto Lodge ilk otel
hindistanda elektrik düzeni 🙂
 Elimizdeki kitapta bulduğumuz uygun fiyatlı bir pansiyona getirdi taksici bizi, fazla aramaya halimiz olmadığından yerleştik. Pansiyonun sahibi bize camlara yakın yerlere bavullarımızı koymamamızı söyledi, parmaklık olmasına rağmen insanlar kol uzatıp bir şey çalmaya yeltenmesin diye.
Saat 20:30 ile 21:30 arası elektrikler kesildiğini de ekledi sözlerine, sokağa çıkıp hem etrafı gezmek hem de meyve  alıp telefon etmek üzere dolaşmaya başladık. 
hindistanda ilk gece, ilk oda ve şok 🙂
Telefonlar jetonlu, Hint para birimi demir  rupee ile çalışıyor. Çok ucuza her dükkandan bu şekilde yabancı ülkeler aranabiliyor, meyvelerse nefis, ananas, muz, mandalina, Hindistan cevizi…Her şey var, zaten Kerala, hindistancevizi ülkesi demek, bu kıtanın tüm güney kısmı inanılmaz yağmur ve nem aldığından çok bereketli, yemyeşil ve hindistancevizi ağaçlarıyla dolu.
ilk hindistan trafiğine şahit olmak, kornalar, kalabalık ve bir şok daha…
Ertesi sabah sıcak ve nemli Ernakulam şehrini gezip, soldan akan trafiğe ve kalabalığa  alışmaya çalışarak geçti, elimizde harita, turistik olan bölgeye gitmeye karar verdik. Ernakulam’da turist yok, yemek almaya çalıştığımızda ise bizimle hiç konuşmayan Hintlilerle karşılaştık ve başarısız olduk, bu durumda ikinci durağımız olan Kochin’e doğru hızlı ve bol kornalı bir rickshaw yolculuğu yaptık. Rickshaw yerel ufak motorlu taksi, trafikte hızlı, havadar ve ucuzbir  çözüm, oldukça da eğlenceli, her sürücünün bir hikayesi ve size soracak pek çok sorusu var. Bu bölge tamamen adacıklar üzerinde ve pek çok köprü ile bilbirine bağlı. Aynı zamanda bot ile de geçiş mümkün.
Kochin – Kaleiçi : 
 Kochi, 14. yy’dan beri baharat ticaretinin merkezidir ve Portekizlilerin işgal ederek yüzyıllarca koloni olarak kalmıştır. Bu bölge aynı zamanda bütün turistik pansiyon, restoran, kafe ve dükkanları ile dolu tarihi kalenin olduğu bir balıkçı kasabası.
 Çin balık ağları deniz kenarının silüetini oluşturmakta ve tarihin bir döneminden fıryayıp çıkmışçasına bir his uyandırmakta.burada sabahın ilk ışıklarında balıkçılar ekmek parası kazanma umudu ile ağların başındalar, kargalar köpekler ve kediler ise çevrelerinde fırsat kolluyorlar.
Ernakulam gürültüsünden nispeten uzak ve sessiz, kocaman daha önce hiç görmediğim türden kocaman tropik ağaçların dinginliği sanki zamana inat, tüm heybeti ile karşımızda.
Daha temiz ve şirin, alt katında bir de pastanesi olan Elit Otel’e yerleştik.
Nehir kenarında çocuklar ve renkli Hintliler yürüyüş yapmakta, onların arasında oldukça beyaz olduğumuzdan sürekli gözler üzerimizde, başlarda alışmak zor olsa da 1 hafta içinde tüm bu düzene alışıyor insan ve her şey çok keyifli olmaya başlıyor…Dolaşırken sokaklarda peşinize birçok kişinin takılması ve sizinle fotoğraf çektirmek istemeleri gayet doğal. Çocuklar meraklı sizinle tanışmak istiyorlar ve İngilizcelerini geliştiriyorlar. Nerelisin, kaç yaşındasın, adın ne gibi bir soru yağmuruna tutulmak mümkün.
Oteldeki ilk durum, sabahları çok erken saatte kalkıp temizlik yaparken yüksek sesle şarkılar söyleyen çalışanlar, ikinci dikkat çeken nokta ise, yemek kokusu. Bol baharat, bol acı ve mis gibi yemekler. Bu bölgenin yemekleri meşhur. Otelimizin alt katındaki pastanede her sabah hint usulü sütlü ve baharatlı masala chai(çay) içiyoruz ve yanında genellikle sade tost tercih ediyorum çünkü onların yediği sulu ve tahminen acı kahvaltılar sabahları iyi bir tercih olmayabilir.
Bir de Bot ile yapılan Kanal turları var, hemen ertesi gün bu kanal turlarından birine katıldık. Bütün gün kişi başı 17 tl civarı bir paraya süren bir gezi bu. Kanallar 75 kmlik bir alana yayılmıştır. 
 Otelin önünden, bir jip  7 turisti alıp teknenin olduğu yere yaklaşık yarım saat süren bol gürültülü ve sallantılı bir yolculukla götürüyor.  Hindistan cevizi ağaçlarının arasından olağan bir günü seyredalıp, yaşamın içinden geçip, sessiz nehir kenarına ulaşılıyor. Burada pek çok tekne var. İsterseniz turistik bot evlerde konaklayıp, romantik bir tatil de geçirebilirsiniz. 
Bu bölgenin en çok turist çeken turlarından bir tanesi, bu sayede bütün nehir kenarındaki köyleri, insanların yaşam şekillerini, renklerini, evlerini, hayatlarını görüp, içinden geçebilirsiniz. Onlar sizi o teknenin içinde gördüklerinde işlerini bırakıp bakıyor ve gülümsüyorlar. Bir yerlerde hiç tanımadığınız bir insanla gözgöze gelmek ve hayatlarına dair bir ip ucu yakalamak için çok iyi bir fırsat. Neden buralara kadar geldiğimi biliyorum artık. Çocuklar size koşuyor karadan el sallıyorlar.  Kanoları ile bir yerden bir yere giden amcalar ve teyzeler de sizi selamlıyorlar. Sanki bir film setinde veya bir dekorda gibi, tabiat tüm bereketi ve haşmetiyle sizi kucaklarken, insanlar da içine alıveriyorlar.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s