>HİNDİSTANIM – CHAPORA – ARAMBOL…

Chapora Fort – Chapora Kalesi (Bardez) :
Vagator’un 1 km kuzeyindeki Chapora kasabasında 1617 yılında Portekizliler inşa etmiştir, harika bir tepede, gün batımı manzarası için çok güzel bir noktada. Kale gün batımında adeta kırmızıya bürünüyor.


Bu kaleye yolu takip ederek ulaşılıyor, geri kalan yol motoru aşağıda bırakıp, tırmanarak gerçekleşiyor. Yukarının manzarası güneş batarken mükemmel, kayan taşlar yüzünden dikkatli inmek gerekiyor.
Chapora meydanı ise çok eski ve çok kültürlü bir yer. Meydandaki büyük ağacın altı bir buluşma noktası ve civarda harika meyve suları ve bol meyveli dondurma yenebilecek güzel kafeler var. Güney Hindistandaki en güzel şeylerden bir tanesi doğanın cömertliği sonucu oluşan güzel meyveler. Hiçbir şey yiyemiyorsanız bile, bol meyve ile ayakta kalabilirsiniz.
Tabii bu durum kuzeye çıktıkça da böyle devam etmeyecek.
Bir sonraki durağımız ise Moondance :
Vagatorda başka bir yere taşınıyoruz, daha merkezi, daha hesaplı ve yemekleri gerçekten çok lezzetli olan bu güzel pansiyon bizim dinlenme ve buluşma noktamıza dönüşüyor. 12 aralıkta dolunayda buradayız, bu civarda bolca internet cafe mevcut, iletişim oldukça kolay ve ucuz, telefon kullanmak da ülkeler arası çok makul. Zengin yemek ve et çeşitleri ile Hindistandaki neredeyse yediğimiz en güzel yemekleri burada yedik.
Nehir kenarlarında da Chapora dolaylarında konaklanacak çok dingin alternatif yerler mevcut. Burada çocukları ile gezen çok sayıda yabancı turistle karşılaştık ve bu da Türkiye’deki önyargıları kendi açımdan ortadan kaldırdı. Bebekleri ile dünyanın çok başka noktalarından gezmek için gelenler ve bu şekilde yaşayanların olması hoşuma gitti. Özellikle Fransız ve İsrailliler çok ama bunun yanı sıra en büyük turist çoğunluğu Goa’da Rusların elinde.
Yaşam tüm gerçekliği ile karşımda. Şimdi, o andayız. Buradayız. Burada da insanlar yaşıyor, çocuklar doğuyor, büyüyor. Hiçbirşeyleri  olmasa da mutlu görünüyorlar, gülümsüyorlar ya da zaten anı yaşadıklarından mutsuz olmaları için bir sebep yok.
Bir diğer dayanakları ise çok tanrılı dini inançları. Sokaklar kutsal hayvanlarla dolu, kedi köpek maymun inek domuz ve dahası. Goa gene oldukça turistik olduğundan dolayı nispeten temiz ve düzenli, üstelik doğa gerçekten çok verimli. Daha kuzeyde ve iç kesimlerde hayat çok daha zorlaşabilir.
—————————————————————————-
22.12.08
ARALIKTA TEMMUZU YAŞAMAK
Aralık ayında bana yazın devamını yaşatan ve milyonlarca harika rengi bana gösteren güneşe, gel git yaratıp okyanus kıyısında mucizeler yaratan aya sonsuz sevgiler. Beden bir şaşırıyor alışkanlıktan dolayı kışsızlığa ama mutlu da oluyor sonunda.
Burada da “Rainbow book store” isimli bir kitapçı bulduk ve okuduğum “Empati” isimli kitabı “puslu kıtalar atlası” ile değiştirdim, zaten 2 -3 tane Türkçe kitap olan bu minik kitapçıda insan, bu kadar uzaktan ülkesine ait bir iz bulunca çok seviniyor. İçine notumuzu bırakıp kitabımızı orada bıraktık. Başka bir yolcu gelir de kitap almaya girerse diye. Bizden bir parça kalsın.
——————————————
GOADA 3. DURAK : ARAMBOL
25.12.08

Arasıra kumsalına geldiğimiz bu güzel plaja taşındık. Aslında buralarda uzun süreli kalındığında bir ev tutup kalanlar çok oluyor, fiyatlar oldukça makul ama bizim gibi gezmeyi sevenlere göre değil. Arambol, Vagatorun biraz daha kuzeyinde yer alan uzun bir kumsal. Sahil boyunca harika bungalowlar ve evcikler var 
konaklanabilecek. 
Bizim şansımıza kayaların üstünde manzaraya bakan küçük arambol yolunun başlangıcında oda bulduk. Yeni yılı burada geçirmeyi planladık, gerçekten bir yaz günü yıl değiştirmek çok heyecan verici.
Arambol uzun kumsalı boyunca irili ufaklı restoranlarla dolu, bunlardan en lezzetlilerinden bir tanesi de Olive Tree. Pek çok yiyecek ve içecek çeşidi ile menüsü de oldukça zengin.

Bir de manzaranın en güzel olduğu tepeye çıkmak gün batımında, kuş gibi tepeden uçsuz bucaksız okyanusa daldığına şahit olmak güneşin, olağanüstü.
Kendi ülkemde ise daha 4 saati var biz el salladıktan sonra güneşin…
tepedeki adak ağacı ve dua bayrakları…
 Küçük arambol plajı:
30.12.08
Arambol’un yanında yürüyerek gidilen ve bir göletin de kumsala dek ulaştığı serbest ve sakin ufak bir kumsal daha var, burada da bungalowlar mevcut. Arka tarafta çamur banyosu yapılabilen turistik bir alan ve ormanın içinde dev ve kutsal banyan ağacı var. Banyan buraya has çok iri gövdeli ve çok dallı büyük bir ağaç türü.
Ayrıca bu alanda yamaç paraşütü de yapmak mümkün.
 BANYAN AĞAÇLARI – Ficus Benghalensis

 Alıntıdır.

Bu ilginç ağaç aslında kendi başına bir orman. Çünkü 300′e yakın kalın gövdesi ve 3000 civarında ince gövdesi bulunuyor. Yani 1000lerce ağaçlık bir orman büyüklüğünde bir ağaç.
Bir kaynakta banyan ağacından şöyle bahsediliyor: Banyan ağacı, Hindistan ve Güneydoğu Asya’da yetişiyor.  Ağacın dalları yere sarkar, toprağı deler ve yeni bir gövdeyle çıkar. Böylece bir tek ağacın onlarca gövdesi olabiliyor ve tek bir ağaç küçük bir koruluk kadar alan kaplayabiliyor. Banyan ağacı yakınındaki ağaçları ve binaları (Angkor Wat Tapınağı gibi) boğarak yok edebilir. Budha “ben banyan ağacıyım” dediği için Hindularca kutsal kabul edilir. Ölümsüzlüğü simgeler ve Yaşam Ağacı olarak da bilinir.
Başka bir kaynak ise şöyle diyor: Banyan, dalları geniş bir araziye yeni bir ağaç gibi yayılan Hint incir ağacı, Ficus bengalensisdir. Kökleri daha sonra yeni gövdeler ve dallar oluşturur. Bu özelliği ve uzun ömürlülüğünden dolayı ağaç ölümsüz kabul edilir ve Hindistan mitleri ve efsanelerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bugün bile Banyan Ağacı köy hayatında önemli bir yere sahiptir ve gölgesinde köy toplantıları yapılır.


Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s